Doktora başvuruları yaparken, ailesinde yüksek eğitim görmüş insanlar olanlar ile olmayanların ve yüksek sıralamaya sahip okullarda okumuş olanlar ile olmayanların başvurularının kabul alma ihtimali tabii ki de aynı değil çünkü iki grubun bilgiye olan erişimi aynı değil. Ben bu blogu daha çok ikinci grup için yazma ihtiyacı duydum. Ben de ‘first-gen’ bir öğrenci olarak, özellikle yurtdışında yüksek lisans/doktora başvuruları yaparken çok zorlanmıştım. Bu sebepten, benzer durumda olan yurtdışı yüksek lisans/doktora başvurusu yapmayı hedefleyenler için başvuru süreçlerindeki iyi ki’ler ve keşkelerimden oluşturduğum bu blogu yazıyorum. Bu yazının amacı sadece ezberlediğimiz “başvurunuz için bu belgeler gerekli” gibi bir checklist’in ötesine geçip kendi deneyimlerimden aldığım derslerden en önemli gördüklerimi sizlerle paylaşmak. Eğer ilgileniyorsanız, hadi başlayalım…

Öncelikle bir uyarı:

Burada vereceğim önerilerin hepsi, benim Amerika ve Kanada’daki sosyal bilimler alanındaki yüksek lisans ve doktora başvurularım ve deneyimlerime dayanmaktadır. Sizin çalışma alanınız ve başvurmayı düşündüğünüz ülkeler farklı ise, benim deneyimlerim ve önerilerim size uygun olmayabilir.

Bu blogda üç temel konu üzerinde yazdım:

  • Okul Seçimi: Doğru kuruma karar verme süreçleri, kaç okula başvurmalı, başvuru ücretlerini nasıl ödemekten kaçınabilirsiniz.
  • Potansiyel danışmanla iletişime geçmek ya da geçmemek.
  • Okul kabulünde gelen teklifi hemen kabul edip etmemek.

Okul Seçimi

En önemli karar! “Piled Higher and Deeper” by Jorge Cham
www.phdcomics.com”

Okul seçimi hafife alınmayacak bir süreçtir, özellikle de uluslararası bir öğrenci olarak başka bir ülkeye göçmenizi gerektiren bir karar olduğu zaman. Bu yüzden okul seçiminde ülkenin şartlarına da bakmak gereklidir. Hangi ülkede yaşamanın uluslararası bir öğrenci olarak size ve gelecek planlarınıza daha fazla avantaj sağladığını düşünerek okul seçiminizde ilk adımı atabilirsiniz.

Ülkelerin listesini belirledikten sonra ilk olarak çalışmalarını takip ettiğiniz/çalışmak istediğiniz hocaların bulunduğu okulları ve bölümleri incelemenizi öneririm. Ardından yaşamak istediğiniz ülke/şehirde bulunan okulların istediğiniz bölümlerini tek tek incelemenizi tavsiye ederim. Bu inceleme detaylı olmalıdır, hatta çok detaylı olmalıdır!

Örneğin, bir Excel tablosu oluşturabilir ve tüm önemli bilgileri aynı tabloda bir araya getirebilirsiniz. Ben böyle yapmıştım. Ancak, birçok okul ve bölümle ilgili aşağıdaki bilgileri (ve daha fazlasını) doldurduktan sonra incelediğim okulların çoğuna başvuruda bulunmamıştım. Sizin için en doğru okula/lara karar vermek uzun araştırmalar gerektiren bir süreçtir.

Bu yukarıdaki Excel’de örneklediğim temel bilgileri değerlendirerek hem doğru okula başvurarak başvuru kabul şansınızı artırır, hem de kabul aldıktan sonra daha mutlu olacağınız bir yeri seçmiş olursunuz.

Tabii ki, siz bu listeye sizin için önemli olan diğer bilgileri de ekleyebilirsiniz. Örneğin, okulun konut/barınma fırsatları, ülkenin göçmenlik yasalarının mezuniyet sonrası kalıcı yerleşmenize uygun olup olmadığı gibi daha bir sürü kriter ekleyebilirsiniz.

Okul Seçiminde En Dikkat Edilmesi Gereken Şey:

Bu okul sizin için ve araştırmanız için doğru bir kurum mu? Okulun hocaları sizin alanınızla ne kadar ilgili? Sizin çalışmalarınıza rehberlik edebilecek kaç hoca var? Bu kurum sizin gelecek planlarınızı gerçekleştirmenizde bir adım görevi görecek mi? Bunların hepsinin cevabını önceden verebilmeniz gerekiyor. Zaten kendiniz sizin ve çalışmalarınız için doğru kurumu bulduğunuzu düşündüğünüzde başvurunuzda da bu bilgileri verecek ve kurumu daha kolay ikna edeceksiniz.

Okul Sıralaması Önemli mi?

Evet ve hayır!

Evet, çünkü başvuru şansınızı artırmak için farklı sıralamalardaki okullara başvurmak mantıklı olacaktır.

Hayır, çünkü sizin önceki eğitiminizin yüksek sıralamalı olup olmaması hangi okullara başvuracağınızı belirlemez! Yani demem o ki, yüksek sıralamalı bir okuldan gelmiyor olmanız yüksek sıralamalı okullara kesinlikle kabul alamayacağınız anlamına gelmiyor! Eğer kurum sizin doktora çalışmalarınız için doğru bir yerse ve başvurunuz sağlam ise, şansınız her zaman vardır!

Yani siz sizin için doğru olan kurumları belirlemeye çalışın — sizin geldiğiniz okulun ya da başvurduğunuz okulun sırasının bir önemi yok.

Kaç Okula Başvurmalıyım? Başvuru Ücretlerini Nasıl Öde(m/y)eceğim?

Bu sorunun tek bir cevabı yok! Ancak ben 2–3 okula başvurmanın mantıklı olduğunu düşünmüyorum. Kuzey Amerika başvurularında öğrencilerin genellikle 10–13 başvuru yaptığını biliyorum. Her başvurunun aldığı zaman oldukça fazla! Bu nedenle başvurularınızı stratejik bir şekilde yapmalısınız.

Ben mesela yüksek lisans başvurumda sadece 1 okula başvurmuş ve kabul almıştım ama doktora başvurumda 10 okula başvurmuş ve sadece 1 kabul almıştım. Üstelik bu kabul, başvurduğum en yüksek sıralamaya sahip okuldan gelmişti. Çünkü başvurularım arasında bana en uygun olan oydu.

Ayrıca özellikle Türkiye’den başvuruyorsanız ve her başvurunun maliyetinin farkında iseniz, eminim ki bu 10–13 sayısı size çok gelmiştir. Bu da bizi okul başvurularında göz önünde bulundurmanız gereken başka bir kritere getiriyor: ÜCRETSİZ BAŞVURU (FEE WAIVER)!

Okul başvurularından önce başvuru ücretinden muaf olup olamayacağınızı bölümün web sayfalarında, eğer orada bulunmuyorsa bölüm sekreterlerine e-posta göndererek öğrenebilirsiniz. ‘Ben neden muaf olayım ki?’ demeyin! Türkiye’deki ekonomik krizden bir cümleyle bahsetmeniz yetecektir. Kabul etmeyeceklerini düşünseniz bile, sormanızın sizi yüzlerce dolar ödemekten kurtarma şansına sahip olması bile denemek için yeterli bir sebep.

Son bir not olarak: Bazı okullar için başvuru ücretlerini ödeme tarihleri doktora başvuru belgelerini yükleme tarihinden önce oluyor. Bu sebepten başvurmayı planladığınız her okulun başvuru ücretini ödeme tarihi ve belgeleri gönderme tarihleri aynı mı değil mi diye özellikle bakmanızı öneririm.

Potansiyel danışmanınızla iletişime geçmek ya da geçmemek!

Bence doktora başvurularının en tartışmalı konularından birisi bu! Hatta bu blogu yazmaya karar vermemdeki en önemli etkenlerden biri de bu konu. Bazıları başvuru yapmayı düşündüğü okullardaki potansiyel danışmanlarla iletişime geçmenin avantajlı olduğunu söyler. Evet, ben de birçok kişinin çalışmak istediği hocayla iletişime geçmenin avantajını gördüğünü biliyorum. Yüksek lisans başvurusu yaparken ben de iletişime geçmiştim. ANCAK, doktora başvurusu yaparken hiçbir hoca ile iletişime geçmedim ve genellikle öğrencilere de iletişime geçmemeyi öneriyorum.. Bunun sebepleri:

  • Başvuruları genellikle okulda bulunan her hoca incelemiyor ve her hocanın söz hakkı olmayabiliyor. Genel olarak önce bölüm yönetimi, başvuru sahibinin temel kriterleri tamamlamış olup olmadığına bakarak ilk elemeyi yapıyorlar. İlk elemeyi geçen öğrencilerin başvuruları, bölümün belirlediği bir grup hocanın bulunduğu komitenin önüne geliyor. Bazı okullarda bu komiteler yerli ve uluslararası öğrenciler için ayrı bile olabiliyor. Bu komitede alınan ortak kararlar sonucunda okula kabulünüz kararlaştırılıyor. Bir taraftan siz hangi hocaların bu komitede olduğunu bilmiyorsunuz ve hocalar sizin daha ilk aşamayı geçebilip geçemeyeceğinizi bile bilmiyorlar. Bu durumda çalışmak istediğiniz hocayla iletişime geçmenin size yarar sağlama ihtimali çok düşük bence. Hele ki bu kadar yoğun bir çalışma ortamında, bazen haftada yüzlerce e-posta alan hocaların e-posta kutusunda sizin dikkat çekme ve özel ilgi görme şansınızın da yüksek olduğunu düşünmüyorum.
  • Hadi diyelim ki iletişime geçtiğiniz hoca ile görüşme elde ettiniz. Bence bu da çok riskli. Çünkü başvurularımızın üzerinde aylarca bazen yıllarca çalışıyoruz, fakat görüşme elde ettiğimiz hocanın karşısında heyecanımızı ne kadar kontrol edebiliriz belirsiz. O anki heyecanımızla kuracağımız iletişimin bizim avantajımıza mı dezavantajımıza mı olacağından emin değilim.
  • İletişime geçmenin başka bir dezavantajı da gerçeklerle yüzleşmek! Mesela, genellikle okulların uluslararası kontenjanı çok az oluyor, birçok bölüm sadece 1–2 öğrenci kabul ediyor. Genellikle iletişime geçtiğinizde hocalar size bu gerçeği hatırlatırlar ve başvurunuzun ne kadar rekabetçi bir ortamda geçtiğini yeniden hatırlatmak başvuruya olan heyecanınızı azaltabilir.

Bu bahsettiğim dezavantajların bir kısmını kendim yaşadığım için, bir kısmını ise doğrudan hocalardan duyduğum için biliyorum. Yine de eğer iletişime geçmeye karar verirseniz, CV, niyet mektubu ve akademik proposal’inizi de e-postaniza eklemeyi unutmayin derim.

Sonuç olarak, potansiyel danışmanınızla iletişime geçme meselesi yüksek lisans/doktora başvuruları sürecinde tartışmalı bir konu. İletişim kurarken bunun avantajları olduğu gibi dezavantajlarını da göz önünde bulundurmalısınız.
“Kabulum geldi, hemen kabul etmeliyim!” diyorsan sakin ol ve burayı oku!

Doktora kabülümde yanlış yaptığım ve çok büyük pişmanlık duyduğum bir konu: doktora teklifini hemen onaylamak.

Kabul aldığınız okuldan gelen teklifi “pazarlıksız” kabul etmek, doktoraya 1–0 geriden başlamanıza sebep olacaktır. Ben bunu önceden duymuştum ama yine de pazarlık edebilecek biri olmadığımı düşündüğüm için çok da ciddiye almamıştım. Oysa pazarlık dediğimiz şeyin günlük pazarlıkla aynı olmadığını bilmiyordum.

Öncelikle size gelen teklifteki burs oranının okulun bulunduğu şehirde yaşam için ne kadar uygun olduğunu düşünmelisiniz. Eğer yetersiz gibi geliyorsa, en azından size gelen teklif hakkında kaygılarınız olduğunu ve kararınızı vermek için son tarihin ne olduğunu sormalısınız. İşte pazarlık başladı! Eğer okul size vereceği bursu artırmayı kabul ederse, bir sonraki adımları o olacaktır. Hiçbir risk almadan pazarlığını tamamlamış oldunuz! Oldu da bitti!

Son Not:

Yurtdışında yüksek lisans/doktora başvurularında düşünmeniz gereken çok fazla faktör var. Ben bu blogda size ezberlenmiş check-list’lerden bahsetmedim. Daha çok konuşulmayanları ele almak istedim. Umarım benim “iyi ki” ve “keşkelerim” size yardımcı olmuştur. Bol şans!

Yazar: Pelin Gül 

Yorum bırak